|
HASTALIKLAR VE SU
Ağız Sağlığı ve Su
Su tüketimi yetersizliği, tükürük bezlerinin
fonksiyonlarını bozmaktadır. Özellikle yaşlı bireylerde
iştahı etkilediğinden, bu konu daha da önem
taşımaktadır. Besin tüketimi zorlaşmakta ve beslenmeye
bağlı sorunlar ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.
Tükürük salgısının azalması, diş sağlığını da olumsuz
etkilemektedir.
Amebiazis
Entamoeba hystolytica adlı parazitin neden olduğu bir
hastalıktır. Gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla görülür.
Su ve besinlerle bulaşır. Belirtiler parazit alındıktan
sonra 1-4 hafta içinde ortaya çıkar. Mide ağrısı ve
krampları, kanlı dışkı, ateş ile kendini gösterir.
Nadiren de olsa karaciğere yayılabilir. Su güvenliğinin
olmadığı yörelerde suyun kaynatılarak içilmesi, güvenli
şişe suyu veya arıtma suyu tüketilmesi ya da gazlı
içecekler alınması önleyici olması bakımından
gereklidir. Bulaşma bardak vs ile de olabileceğinden bu
ürünlerin kendi ambalajında tüketilmesi yararlı
olacaktır. Kişisel hijyen kurallarına uyulması ve
besinler için de aynı özenin gösterilmesi şarttır.
Anemi/Kansızlık
Tüm dünyada yaygın olarak görülen aneminin ana nedeni
demir eksikliğidir. Demir eksikliği dünyada en yaygın
olarak görülen beslenme eksikliği problemidir. Demirin
eksik alınmasının yanında su kaynaklarının güvenli
olmayışı nedeniyle ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları
aneminin en önemli nedenini oluşturur. Anemiye neden
olan enfeksiyon hastalıkları sıtma ve parazitlerdir.
Anemide kırmızı kan hücreleri akciğerlerle alınan
oksijeni vücut dokularına yeterince taşıyamaz. Buna
bağlı olarak fiziksel ve zihinsel performans düşer.
Anemiye en hassas gruplar bebekler, büyüme çağındaki
çocuklar ve gençler, gebe kadınlar ve doğurganlık dönemi
kadınlardır. Anemi hafif düzeydeyken belirtileri
hissedilmeyebilir. Kansızlık ilerlediğinde halsizlik,
yorgunluk, uyku hali, deri renginde, dudaklarda,
tırnaklarda solukluk ile kendini gösterir. Aneminin iki
ana nedeni beslenme eksikliği ve enfeksiyonlardır.
Enfeksiyon hastalıkları dünyada 300 ila beş yüz milyon
insanı etkilemektedir. 44 milyon hamile kadın ve 20
milyon insan kancalı kurt, şistomiyazis enfeksiyonu
taşımaktadır. Anemi aşırı kan kaybına da bağlı olabilir.
Örneğin mide bağırsak enfeksiyonları sırasında kan kaybı
ortaya çıkar. Aneminin suyla ilişkili en önemli
nedenleri malnütrisyon ve sudan bulaşan
enfeksiyonlardır.
Gebe kadın anemik ise bebeğin gelişimi bozulabilir.
Zihinsel gelişimi gecikebilir. Anemi enfeksiyon
hastalıklarına direnci düşürür.
Ateşli Hastalıklar ve Su
İnsan, vücut sıcaklığını 37 C koruyacak pek çok
mekanizmaya sahiptir. Ancak ateşli hastalıklarda bu
denge bozulur ve sıcaklık yükselir. 40 C’ın üzerine
çıkarsa enzimler tahrip olur, ölüm ortaya çıkabilir. 38
C’ın üzerindeki her 1 C derecelik artış için en az 1-2
bardak daha fazla su içilmelidir. Çünkü vücuttan
buharlaşma ile su kaybı artmıştır. Suyun bolca içilmesi
ateşin düşürülmesine ve böbreklerden atık maddelerin
rahatça atılmasına yardım eder. Bu nedenle ateşli
hastalıklarda sık aralıklarla ve sulu yiyecekler
yenilmelidir. Su, komposto suları, çorba, meyve suları
su ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurlar. Çocuklar
ateşin yan etkilerine daha hassastırlar. Ateşli
çocuklarda dehidrasyonun kolayca oluşacağı
unutulmamalıdır.
Bağışıklık Sistemi ve Su
Bağışıklık sistemi beslenme (yetersiz kalori ve
karbonhidrat alımı, vitamin ve minerallerin eksikliği
veya fazlalığı), uykusuzluk, şiddetli stres, aşırı
egzersizden olumsuz etkilenir. Sıvı tüketiminin yetersiz
olması ani su kayıplarının yerine konmaması da bu
değişiklikleri uyaran en önemli faktörlerden birisidir.
Bu durumda kanda stres hormonları artar, solunum
sisteminde özellikle burun ve tükürük salgılarında
koruyucu hücre sayılarının ve mikroorganizmaları
öldürücü özelliklerinin önemli düzeyde azaldığı
gözlenmiştir.
Böbrek Taşları ve Su
Günümüzde toplumun yüzde 12 ila 15’inde böbrek taşı
şikayetleriyle karşılaşılmaktadır. Böbrek taşı oluşumunu
etkileyebilecek risk faktörleri, yaş, cinsiyet
kalıtımsal özellikler, iş koşulları, coğrafi koşullar ve
beslenme şeklidir. Beslenme şekli içinde en etkili
faktör sıvı alımının yetersizliğidir. Sıvı alımı
yetersiz olduğunda idrar miktarı azalır. İdrar miktarı
düşük olan toplumlarda böbrek şikayetleri daha çok
görülmektedir. Çünkü yetersiz sıvı alındığında taş yapan
maddelerin idrardaki yoğunluğu artmaktadır. Günde 1
litreden daha az idrar yapan kişiler taş riskinin
arttığını bilmelidirler. Eğer sıvı tüketimi artırılarak
idrar miktarı günde 2.5 litreye kadar çıkarılabilirse
böbrek taşı şikayeti olan kişilerde ilaç kullanmaksızın
ve diyetlerinde başka bir değişiklik yapmaksızın yeniden
taş oluşumu önlenebilmektedir. Hipokrat, idrar yolunda
taş şikayetlerinin azaltılması için hastalarına bol
miktarda su içmelerini önermiştir. Taş riski taşıyan
kişiler her öğün, öğün araları ve yatmadan önce en
azından birer bardak su içmelidirler. İçilen toplam su
miktarı kadar, su tüketiminin tüm güne yayılmasının da
önemli olduğu unutulmamalıdır. Taş şikayeti olan kişiler
sıcak havalarda ve yoğun egzersiz yaptıktan sonra sıvı
ve su tüketimini daha da artırmalıdırlar.
Giardiyazis
Giardia lamblia adlı bir parazit nedeniyle ortaya çıkan
sindirim sistemi enfeksiyonu hastalığıdır. Sık
karşılaşılır. Özellikle su temizliğinin yeterli olmadığı
yörelerde önemli bir problemdir. Bu parazit ince
bağırsaklarda çoğalır ve bağırsak hareketleriyle
dışarıya atılır. Bu nedenle insan dışkısı bulaşmış
sağlıksız sular ve tuvaletten sonra el yıkamama,
hastalığın en önemli bulaşma yollarıdır. Parazit vücuda
girdikten 7-10 gün içersinde (bu süre bazen 4 haftaya
uzar) hastalık ortaya çıkar. Belirtileri ishal, yağlı
dışkı, karında kramplar, şişkinlik hissi, gaz, halsizlik
ve kilo kaybıdır. Bazı insanlar bu paraziti taşımalarına
rağmen hastalık belirtisi göstermeyebilir, ancak
dışkılarıyla hala başka insanlara bu hastalığı
bulaştırmaya devam ederler. Bu hastalığı önlemenin en
iyi yolu kişisel temizliğe dikkat etmek ve güvenli içme
sularını seçmektir. Klorlamanın zaman zaman etkisiz
kalabileceği, karbon filtrelerin yapıdan
uzaklaştıramadığı giardiyazis’i sudan ayrıştıran en
önemli yöntem ters ozmozdur. Güvenli içme suyu
bulunmadığında, su kaynatılarak içilmelidir. Bağışıklık
sistemi bozulmuş olan hastalarda bu parazit önemli bir
sağlık sorunu yaratır.
Giardiyazis, Amerika’da son 15 yılda en sık görülen su
kaynaklı hastalıktır. Bu parazitle bulaşmış olan sular
hastalık için iyi bir kaynaktır.
Sürekli yolculuk edenler, yuva ve kreşlerde bakılan
çocuklar, dağcılar bu enfeksiyonla sık
karşılaşabilirler. Bu nedenle her zaman ters ozmoz gibi
bu paraziti ayrıştıran bir yöntemle filtrasyon
sürecinden geçirilmiş güvenli sular tercih edilmelidir.
İnfeksiyoz Hepatit (Sarılık)
Hepatit, karaciğerin enfeksiyona neden olan veya
enfeksiyon etmeni olmayan nedenlerle iltihaplanmasıdır.
Suyla geçerek hepatite neden olan iki virüs vardır.
Bunlar, Hepatit A ve Hepatit E’dir. Hastalık ateş,
halsizlik, iştah kaybı, bulantı, karında rahatsızlık
hissi ile başlar, birkaç gün içinde sarılık ortaya
çıkar. Bir iki haftadan, çok şiddetli durumlarda birkaç
aya kadar devam edebilir. Suyun güvenli olmadığı
yörelerde önemli bir sağlık problemi olarak ortaya
çıkar. Hepatitten korunmada su güvenliği büyük önem
taşır.
İshal
Tüm dünyada ölümlerin yüzde 4’ü ishalden kaynaklanır.
Her yıl 2.2 milyon kişi ishalden ölmektedir. Gelişmekte
olan ülkelerde bu rakamın çoğunluğunu çocuklar
oluşturmaktadır. Sulu ve sık sık dışkılamayla kendini
gösteren ishal sindirim sisteminde bir enfeksiyon
neticesinde ortaya çıkar. Enfeksiyonun tipine bağlı
olarak dışkı çok sulu ya da kanlı olabilir. Bakteri,
virüs ve parazitlerle bulaşmış su ishalin en önemli
nedenidir. İshal, güvenli içme ve kullanma suyunun
kısıtlı olduğu ya da temizleme sistemlerinin yetersiz
olduğu yörelerde ya da kişisel hijyene dikkat
edilmediğinde çok daha sık görülür. İnsan dışkılarıyla
kirlenmiş olan sularla bulaşabildiği gibi hayvan
dışkılarıyla da bulaşabilir. Kirli sularla sulanmış
sebze ve meyveler, ishal etmeni olan mikroorganizmalar
bulaştırabilirler. Su temizliği ishalden korunmada en
önemli etmendir.
Kanser ve Su
Toplumda tüketilen sıvı miktarı ile kanser görülme
sıklığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğu çeşitli
çalışmalarda gösterilmiştir. İsrail’de yapılan bir
çalışmada mesane, prostat, böbrek ve testis kanserli
hastalar, sağlıklı kontrol bireyleriyle
karşılaştırıldığında çok daha az sıvı tükettikleri
bulunmuştur. Hawaii’de yapılan bir çalışmada mesane,
böbrek ve idrar yolu kanser riskinin sıvı alımı
özellikle de su tüketimi ile ters ilişki gösterdiği
bulunmuştur. Kadınlarda su tüketimi arttıkça kolon
kanseri görülme riski azalmaktadır. Günde 5 bardaktan
daha fazla su içen kadınlarda 2 ve daha az su içen
kadınlara göre kolon kanseri riskinin yüzde 45 daha
düşük olduğu görülmüştür. Suyun göğüs kanseri riski ile
de önemli bir ilişkisi bulunmuştur. Su içme alışkanlığı
olan kadınlarda göğüs kanseri riskinin daha düşük olduğu
belirlenmiştir. Sıvı tüketiminin yetersiz oluşu, hücre
içindeki suyun azalmasına yol açtığından kanser etkisi
yapabilecek maddelerin hücrelerden uzaklaştırılmasının
zorlaşacağına dikkat çekilmektedir.
Kolera
Bağırsaklarda görülen akut bir enfeksiyon hastalığıdır.
Vibrio cholerae adlı bir bakterinin yol açtığı bu
hastalık ağrısız sulu bir ishal, bulantı ve kusmayla
başlar. Beslenme bozukluğu olan kişilerde belirtiler çok
daha ağır seyreder. Hızla dehidrasyon ve tedavi
edilmezse yüzde 50 oranında ölüm görülür. Hızla ve
yeterli bir tedavi ölüm oranını yüzde 1’in altına
düşürür. 2000 yılında 140 bin kolera vakasının 5 bini
ölümle sonuçlanmıştır. İçme suyunun güvenli olması
korunmak için en temel faktördür. Bunun dışında kişisel
temizlik ve güvenli besin kaynakları önem kazanır.
Tedavide kaybedilen su ve tuz, yerine konulmalıdır.
Koleralı hastalar 3-6 gün içinde iyileşirler. Kolera
özellikle yolculuk yapanlarda sağlık sorunu
oluşturabilir, kaynatma, klorlama ve iyot eklenmesi suyu
kolera açısından güvenli kılar.
Kriptosporidiozis
Cryptosporidium parvum adlı parazit ile oluşur. En
önemli belirtisi sulu ishaldir. Karında kramp, bulantı,
hafif ateş, su eksikliği ve ağırlık kaybı oluşur.
Belirtiler parazit alındıktan 2-10 gün sonra ortaya
çıkar. Bağışıklık sistemi normal olan kişilerde hastalık
birkaç gün nadiren bir-iki hafta sürer. Ancak parazit
dışkıda daha uzun süre görülmeye devam eder. Bazen
belirtiler tekrar edebilir. Çocuk ve yaşlılarda uzun
süreli ishal ve dehidrasyon tehlikeli olabilir.
Bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda; örneğin, HIV
+, kemoterapi alan kanser hastaları, organ nakli
yapılmış hastalar ve bağışıklık sistemini baskılayıcı
ilaç kullananlarda son derece ciddi ve uzun süre devam
eder. İshal varsa bol bol sıvı tüketilmelidir. Parazit
genelde yüzey sularında ya da bunlarla karışmış diğer
sularda bulunur. Bu nedenle daha çok bulaşma yolu çeşme
sularıdır. Multi-bariyer uygulamalar suları bu
parazitten arındırmada önem taşır. Klorlamaya
dirençlidir. Yeterli dozda kullanılırsa ozon da bu
paraziti öldürür. Ters ozmoz filtrasyon yönteminin bu
parazitin oksitlerini ayırıcı etkisi vardır.
Malnütrisyon /Beslenme Bozukluğu
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık
problemidir. Yeterli besin bulamama, yanlış besin seçimi
vücudun enfeksiyon durumunda besin ögelerinin yeterli
emilememesi ve vücutta kullanılamaması malnütrisyona
neden olur. Malnütrisyon hastalanma ve erken ölüm
riskini artırır. Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı
çocukların yaklaşık yarısının ölümünde rol oynar.
Beslenme durumu bozulmuş olan kişilerin enfeksiyon
hastalıklarıyla karşı karşıya kalmasının en önemli
nedenlerinden biri sağlıksız içme sularıdır.
Malnütrisyon durumunda aşırı zayıflık, kas ve organ
dokularında ileri derecede kayıp söz konusudur. İshalden
şikayet edenlerde besin kaynakları yeterli sağlansa dahi
bu besinler yeterince kana karışamadığından sekonder
beslenme bozukluğu ortaya çıkar. Bunun sonucunda ortaya
çıkan malnütrisyon bağışıklık sistemini zayıflattığından
diğer enfeksiyon hastalığının şiddeti artar ve diğer
enfeksiyon etmenlerinin vücuda yerleşmesi kolaylaşır.
Savaşlar ve doğal afetler alt yapı sistemlerini
bozduğundan, bu dönemler güvenli suyun daha da önem
kazandığı dönemlerdir. Malnütrisyonun önlenmesinde su
temizliği ve hijyen çok önemlidir.
Tifo ve Paratifo
Tifo ve paratifo, Salmonella typhi ve paratyphi
etkisiyle oluşan enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu
hastalığın bulaşmasındaki en önemli yollardan bir
tanesini su oluşturur. Sindirim sistemi ve kan
dolaşımındaki bakteri enfeksiyonu tifo ateşine neden
olur ve buna bağlı olarak iştahsızlık, baş ağrısı,
kabızlık, ishal, göğüs bölgesinde kırmızı renkte
lekeler, karaciğer ve dalakta genişleme gözlenir. Ateş
39-40 derece civarındadır. Mikroorganizma vücuda
girdikten sonra, 1-3 hafta içinde bu belirtiler ortaya
çıkar. Paratifo ateşinde bu belirtiler daha hafif
seyreder. Bu hastaların bir bölümü iyileştikten sonra da
bakteriyi vücutlarında taşımaya devam ederler. Tifo ve
paratifo ateşi geri kalmış ülkelerde içme sularının
güveni olmaması nedeniyle daha yaygın olarak görülür.
Dünyada yılda 17 milyon tifo vakası görüldüğü rapor
edilmektedir. Bu hastalıkları önlemek için kişisel
hijyen kurallarına uyulması ve besinlerin temizliğine
özen gösterilmesi ve en önemlisi güvenli su alımına
dikkat edilmesi gerekiyor.
Sudan gelebilecek zararlı öğelerin çocuğun sağlığına
etkileri şu şekilde sıralanabilir:
Nitrit: 6 ayın altındaki bebeklerde mavi bebek
sendromuna yol açar. Bebeğin renginde morarma ve kısa
kısa nefes alma durumu ile ortaya çıkar.
Kursun: Fiziksel ve zihinsel gelişmede gecikme. Sinir
sisteminde, böbreklerde, üreme sisteminde hasar.
Mikroorganizmalar: Sindirim sistemi problemleri (ishal,
kusma).
Dezenfektan artıkları (klor gibi): Gelişmeyi olumsuz
etkileyebilir.
SUDAKİ HANGİ MADDELER HANGİ RAHATSIZLIKLARA SEBEP OLUR ?
Arsenik: Karaciğer ve ciltte kötü huylu tümör oluşumu,
kramplar, spazmlar, sinir sistemini etkiler.
Baryum: Uzun süreli uyarıcı kas reaksiyonları, sinir
blokajı
Benzen: Kanser, lösemi, anemi
Kadmiyum: Bronşit, anemi, mide rahatsızlıkları
Karbon Tetraklorid: Merkezi sinir sistemi baskısı, mide,
karaciğer ve böbreklerde hasar, koma ve ölüm
Klordan: Karaciğer ve böbrek hasarı
Klorobenzen: Solunum sisteminde iritasyon, merkezi sinir
sisteminde depresyon
Kloroform: Karaciğer, böbrek ve kalp etkileri
Kromyum: Böbrek hasarı, kanser
Bakır: Mide iritasyonu,bulantı,kusma, çocuk ve bebek
ölümü, Wilson hastalığı
Dikloroetilen: Mide bulantısı ve baş dönmesi
Etilendibromid: Doğurganlığın azalması
Florit: Yüksek dozlarda iskelet sistemi hasarı
Heptaklor: Tümör oluşumu
Kurşun: Sinir sisteminde, böbreklerde, üreme sisteminde
hasar.
Lindan: Kronik karaciğer hasarı, anemi, lösemi
Merkür: Böbrek yetmezliği, ölüm
Metilen Klorid: Zehirli
Nikel: Hiperglisemin, mide ve sinir sistemi
rahatsızlıkları
Pentaklorofenol: İştah kaybı, solunum yetmezliği,
uyuşma, koma ve ölüm
PCB: Cilt ve karaciğer hasarı, mide bulantısı, kilo
kaybı, koma, ölüm
Selenyum: Kanserojen, mukusta tahribat
Sülfat: Laksatif etki
Tetrakloroetilen: Merkezi sinir sistemi etkisi, uyuşma,
ölüm
Toluen: Uyuşturucu etki, gözlerde ve solunumda iritasyon
Toksafen: Akciğer hasarı
Trikloroetan: Uyuşturucu etki, merkezi sinir sisteminde
depresyon, bilinç kaybı, ölüm
Trikloroetilen: Merkezi sinir sisteminde depresyon,
koordinasyon kaybı, bilinç kaybı
Trihalometan: Kas ve sinir sisteminde etki, bilinç kaybı
Vinilklorid: Merkezi sinir sisteminde depresyon, görme
ve işitme kaybı, ölüm
Ksilen: Mukoz yapı iritasyonu, akciğer tıkanması, böbrek
yetmezliği
Çinko: Kas sertliği ve acı, iştah kaybı, mide bulantısı
|